foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

FAHRETTİN RAZİ 

İslam filozofu ve Tanrı bilimcisi (Rey 1149 a doğru.-Herat 1209) Razi İslam hukukunda, Şafii akımına bağlıdır. Bu akım, Kur’an da belirtilen sınırlı durumlara ilişkin yasaların ilkesini araştırıp, Kuranın belirtmediği durumlara uygulanabilecek sonuçlar çıkarmayı amaçlayan örneksemeli akıl yürütme yöntemine (Kıyas) denir. Razi Tanrıbilimde Eşari okuluna bağlıdır ve Gazali'nin etkisinde kalmıştır. Eşarilerin  karşıtı olan mutezile okulunun tezlerini de çoğunlukla göz önüne alır. Filozof olarak da İbni Sina'ya çok şey borçludur ve onun görüşlerini, Gazali’nin düşünceleriyle uzlaştırmaya çalışmıştır.(Oysa Gazali, İbni Sina 'yı sert bir biçimde eleştirmiştir).Razi, Kuran şehri olan Mefatih ül -gayb'da (Görünmeyenin anahtarları),dilbilimci ve sözlükçü  yanıyla ortaya çıkar. Hem peygamber 'in sözleri (Hadis) hem de İslamiyet dışı kültürler (Özellikle Musevilik) konusunda uzmandır. Aynı yapıtta, Razi' nin hukukçu, tanrıbilimci ve filozof yanı da açıkça görülür. Ayrıca çağının bilim düzeyi konusunda yararlı bilgiler  aktararak bilimsel açıklamalara önemli bir yer verdiği gibi, gizemcilerin açıklamalarını da ayrıntılı olarak belirtir. Kişisel yorumları, çoğunlukla değerli buluşlardır. Felsefe başyapıtı el-Mebahis ül-Maşrıkiyye, İbni Sina felsefesinin ana temalarını toparlar ve açıklar. Ama bu temaları ,özgün ve eleştirel bir biçimde ele alır. Öteki yapıtları arasında semahatları sırasında çeşitli hukuk ve tanrıbilim okullarının temsilcileriyle yaptığı onaltı tartışmayı anlattığı  Münaart-ı ve fizyognomoni (insanları fizyonomilerinden tanıma bilimi) üzerine yazdığı bir kitabı (Kitab ül-Firase ) saymak gerekir.

KORUTÜRK FAHRİ SABİT 

Asker devlet adamı. T. C. devletinin altıncı Cumhurbaşkanı (İstanbul 1903) İlköğrenimi ardından Bahriye okuluna girdi.1921 de Bahriye sınıfına geçti.1923 te teğmen rütbesiyle deniz kuvvetlerine katıldı.1930 da Deniz harp akademisi kuruluşunda ilk yedi öğrenci arasına girdiği akademiyi 1933 te bitirdi.1934 Genelkurmay istihbarat şubesinde görevlendirildi. Bu görevdeyken kişiliği Atatürk'ün dikkati ni çekerek kendisine Korutürk soyadı verildi.11 Aralık 1935 te Roma Deniz ateşeliğine atandı.1936 Temmuzunda Montrö Boğazlar sözleşmesinde Türk heyetinin danışmalığını yaptı.1942 başında Berlin deniz ateşeliğine atandı.1944 te Albaylığa yükseldi. Ağustos 1945 te Akademi komutanı oldu.1947 de ABD den alınan denizaltı gemilerinin eğitimi için yeniden Filotilla komodorluğuna alındı.

1948 de Donanma komutanlığı harekât şube müdürlüğü ve deniz okulu kurslar komutanlığı kurmay başkanlığı görevlerinde bulundu.30 Ağustos 1950 de tuğamiralliğe yükseldi. İstanbul deniz komutanlığı, Denizaltı ve harp filosu komutanlıkları, Deniz eğitim komutanlığı, Genelkurmay İstihbarat başkanlığı, donanma komutanlığı, Boğazlar mühimmat deniz koruması komutanlığı yaptı.17 Eylül 1957 de Deniz kuvvetleri komutanlığına atandı.30 Ağustos 1959 da Oramiral oldu.27 Mayıs 1960 ihtilalinde MBK. Önce Moskova büyükelçiliğine atandı.27 Ağustos 1960 ta Dışişleri Bakanlığı kadrosuna nakil suretiyle emekliye ayrıldı. Dört yıl Moskova görevinden sonra Madrid Büyükelçiliğine atandı. Ancak göreve başlamayarak merkezde kaldı.1965 Temmuzunda merkez görevinden de ayrıldı.7 Haziran 1968 de Cumhurbaşkanı C. Sunay'ca MBK üyeliğine atandı.1971 de kontenjan grubuna başkan oldu.6 Nisan 1973 te TBMM ce T.C.nin 6.Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanlığı süresince sekiz hükümet kuruldu. Bunlardan ikisi güvenoyu alamadı.8 başbakan 229 bakan atadı.598 yasadan 11 ini tekrar görüşülmek üzere TBMM ne gönderdi.587 si yayınlanarak yürürlüğe girdi. Hastalık ve diğer nedenlerle 22 vatandaş hakkında özel af çıkardı.18 kişiyi kontenjandan senatör atadı. Yurt dışına 109 büyükelçi atadı.6 Nisan 1980 de görev süresini doldurarak emekliye ayrıldı. Tabii senatör oldu.12 Eylül 1980 de bu görevi sona erdi.

FAKİR BAYKURT 

FAKİR BAYKURTBurdur 1929 yazar bir çifti ailesinin çocuğudur. Gönen Köy Enstitüsü'nü bitirdi.Öğretmenliğini beş yıl köylerde sürdürdükten sonra GEE ni bitirerek ortaöğretim kademesine geçti.Kasaba yaşamını ortaöğretime geçtik ten sonra tanıdı TÖS(Türkiye öğretmenler Sendikası) genel başkanlığı yaptı.(1965) Meslek yaşamının engellendiği durumlardan aklanarak çıktı. ODTÜ Halkla ilişkiler Bölümü'nde çalıştı.(1971)bir yıl ABD ye gitti. Öğretmenler derneğinin genel başkanlığı yanı sıra Kültür Bakanlığında da görev aldı.1978 emeklilik hakkını kazandıktan sonra son öykülerine konu ve çevre olan Almanya ya yerleşir göründü.

Birçok edebiyatçı gibi yeteneğinin yanılgısı onu şiirler yazmaya götürmüştü.(1946),anlatı türlerinden öyküde ilk ürünleriyle ilgi gördü. Çilli 1955,efendilik savaşı 1959,Karın ağrısı 1961,Cüce Muhammet 1964,Anadolu Garajı 1970,Onbinlerce Kağnı 11971,Can Parası 1973,SFA hikâye armağanı1974,İçerdeki oğul 1974,sınırdaki Ölü1975,Kale Kale 1975,Gece Vardiyası 1982,Barış çöreği1982,asıl başarısı romanda oldu İlk ürünü yılanların öcü 1958 Yunus Nadi Roman armağanında birinci oldu. Devamı Irazca' nın Dirliği ile Almanca ya çevrilip hem film oldu hem de sahnelendi. Onucu köy, Amerikan sargısı, Kaplumbağalar, tırpan, TRT ve TDK ödülleri, Avni Dilligil tiyatro ödülü, Köygöçüren, Keklik, Kara Ahmet Destanı, Orhan kemal roman ödülü Yayla, yüksek fırınlar Köy ve köylülüğü seven onların haklarını savunan haklarını savunup sorunlarını inceleyen kişileri bilinçlendirip eylemci bir ülküde kaynaştırmak isteyen Baykurt "kökten sürmeler" dediği bu insanlara güvenip inanır kasaba ve şehir insanına sürekli kuşku ile bakar

FARABİ 

Felsefe ve mantık alanında ün yapmış bir bilginimizdir. İslam âleminin yetiştirdiği en büyük filozoflardan biridir. Ekletik bir filozoftur. Farab kentinin bir köyünde doğduğu için bu adı almıştır. Batı kaynaklarında adı “Alpharabius” olarak geçer. Asıl adı Ebu Nasr Muhammed Bin Muhammed Bin Tarhan Bin Uzlug Farabi’dir. Miladi 870–950 yılları arasında yaşamıştır. Tıp astronomi, matematik gibi ilim dallarıyla  ilgilenen Farabi, asıl yeteneğini felsefe alanında ortaya koymuştur. Arapça ve Farsça’nın yanı sıra, Latince ve yunanca da öğrenmiştir. Kendisinin 70 kadar dil bildiği sanılmaktadır. Musikide bir takım kanunlar keşfetmiş ve kanun denen aleti icat etmiştir. Matematik alanında da çok geniş bilgisi olduğu bilinmektedir. Risaleleri ve 200 kadar eseri vardır. Aristo ve Eflatun’un eserlerini okumuştur. Bu iki düşünürün görüşlerini birleştirmek için ünlü Kitab-ül Hakimeyn (iki düşünür arasındaki düşüncelerin uzlaştırılması) adlı kitabı yazdı. Çeşitli alanlarda ,yüze yakın eser vermiştir. Bu ünlü felsefecimiz,950 yılında Şam'da ölmüştür.

Farabi Yunanlıların evrensel gerçeğe ("pholosophia perennis) ulaştıklarını ve platon ile Aristoteles arasında tam bir uyum bulunduğunu düşünüyordu. Nitekim Kitab-ul Cem beyne re'yeye'i hâkim(İki bilgenin düşünceleri arasındaki uygunluğu anlatan kitap) adlı yapıtında bu düşüncesini kanıtlamaya çalıştı. Ona göre bu gerçek İslam düşünürlerinin karşılaştıkları tanrı bilimsel sorunları aydınlatmaya yeterlidir. Farabi'nin yapıtları pek çoktur. Aristoteles ve özellikle mantık ve metafizik üzerine yorumları, gerek doğuda, Gerekse batıda (Siyaset felsefesi konusunda İbni Bacce üzerinde mantık konusunda İbni Rüşt üzerinde )büyük bir etki yaptı. Sisteminin anlaşılması bakımından en önemli yapıtı olan Fi mabedi ehl il medinet ül fazıla (Erdemli sitenin yurttaşlarının düşünceleri ) ile Kitab  üs siyaset il -medeniyye  (sitenin yönetimi üstüne kitap) Aynı zamanda hem metafizik hem de evrenbilim, hem de siyaseti inceler bu dünyadaki sitelerin rejimi evrenin yüce düzenini ,Platon da olduğu gibi ,ideaları örnek almalıdır. Farabiye göre bu ideaların kaynağı, gökkürelerinin aklıdır. Tanrı için "o ilktir, sondur; aşikârdır, gizlidir" diyen bir kuran ayetine (57,3) uygun olarak öğretisini iki hareket biçiminde açıklar. Bunlardan biri ilk varlık' tan kalkarak öğelere doğru bir iniş diğeriyse Tanrı'ya doğru bir yükseliştir. Birinci hareket varlıkları doğrular ve böylece everenin çeşitli katlarındaki ideaları ortaya koyar. İkinci hareketse tanrısal gerçekliklerin açığa çıkarılmasına yöneliktir. Birinciden ortaya çıkan Farabi, bunun nedensiz, tek ve basit olduğunu kendi kendine var olup kendi kendine varlığını sürdürdüğünü gösterir. Daha sonra Kuran’da Tanrı'ya yüklenen bütün sıfatların ona uygun olduğunu kanıtlar. Tanrı'dan feyz (sudur, çıkma, yayılma) yoluyla bir ilk akıl doğar: bu ilk akıl kendi kendisini düşünebildiğinden aynı zamanda kendisinin özüdür. İlk ilkeden çıkmış olduğunu düşündüğü için kendinden ikinci aklı çıkarır. Nihayet bir  töz haline geldiği yeni feyz alan akıl olduğu için birinci göğü oluşturur. Aynı süreç tekrarlanarak sırasıyla sabit göğün akıllarını ve kürelerini  -Satürn, jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür, Ay meydana getirir. Aynı akıl, başka bir akıl yaratmaz ama ay altı maddesini etkileyerek elementlere, sonra minerallere, bitkilere hayvanlara en sonra da insanlara biçim verir. Böylece insan aklını ışıklandırır ve onun ideaları dünyasına nüfuz etmesini sağlar.

Farabi’ye göre Din ve felsefe birbirinden ayrılmaz. Felsefe dinin yardımcısıdır. Ahlak ve tasavvufa ilişkin görüşlerini de akla ve felsefeye dayandıran Farabi, bu akılcılığı ve düşünürleri Peygamberlerden üstün tutmasıyla, bazı İslam düşünürleri tarafından eleştirilmiştir.

Yunan felsefesinden esinlenerek İslam Felsefesini gerçek anlamda kuran Farabi’nin, mantık ve felsefenin türlü disiplinleri ile ilgili irili ufaklı yüz kadar yapıtından birçoğu günümüze kadar gelemedi. Yapıtlarının listesi İbnil kıfti'nin Tarih'ül Hukeması ile İbni Ebi ESeybie'nin Uyun ül -enba adlı yapıtlarında yer alır. Bu listelerdeki yapıtlardan 60 ı kitap 25 i ise risaledir (Kitapçık) Kitapçıkların 12 si mantık Astronomi ve kimya, 3 ü de müzik ile ilgilidir.

FARUK KADRİ TİMURTAŞ 

FARUK KADRİ TİMURTAŞ26 Şubat 1925 te Kilis’te doğdu.4 Temmuz 1982 de İstanbul’da öldü. Türk Edebiyatı Tarihçisi ve dil Bilimcisi.1946 da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Bu fakülte de görev olarak Yeni Türk Dili kürsüsü’ nde Profesörlüğe yükseldi. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Kurucu üyeliği ve Türkiyat Araştırma Enstitüsü başkan yardımcılığı yaptı. İstanbul, Hisar, Türk Kültürü, Çağrı, Kubbealtı, Akademi Mecmuası, Tercüman gibi dergi v gazetelerde yazılar yazdı.

Faruk Kadri Timurtaş daha çok Türkiye Türkçesi (Yeni Türkçe) Uzmanı’ dır. İlmi yazılarını iki alanda toplamak gerekir.

1-Eski Anadolu Türkçesi (13–15 yy) ile ilgili yazılar.:

a-Eski Türkiye Türkçesi: Önce doktora tezi olarak hazırladığı Şeyhi ve Çağdaşlarının eserleri üzerinde Gramer çalışmalarından, daha sonra iki uzun makale çıkarmış, bunları Belleten’ de yayınlatmıştır. Bu iki uzun makalede ele aldığı konuları daha genişleterek bir kitap halinde yayınlatmıştır. ”Eski Türkiye Türkçesi” adlı bu eser 350 sahifedir.

b-Şeyhi’nin Hüsrev’ ü Şirin’i: 1963 te yayınlanmıştır. Baş tarafta bir inceleme kısmı ondan sonra metin yer alır.

c-Şeyhi’nin Hayatı ve eserleri:1968 de yayınlanmıştır.250 sahifelik bir kitaptır.

2-Osmanlıca Türkçesi ile ilgili yazıları:

a-Osmanlıca ya giriş: Arapça Farsça Gramer anlatılır.19 yy. dan seçilmiş basit metinler yer alır.

b-Osmanlıca Grameri: Arapça Farsça ve Osmanlıca Gramer anlatılır.

c-Klasik ve eski Osmanlı Türkçesi Metinleri: Kronolojik olarak 13.yy.dan 20.yy a kadar çeşitli eserlerden çeşitli kişilerden seçilmiş bir antolojidir.

Faruk Timurtaş bunlara ek olarak “Yunus Emre Divanı” adlı bir eser daha yayınlamıştır.

Faruk Kadri Timurtaş Dil Devriminde Türk Dil Kurumu’nun çalışmalarına “yeni Türk Edebiyatının gösterdiği gelişmelere karşı çıkan bir yazardır. Bu konuda birçok yazı yazmıştır. Dil Davası, Türkçe’miz ve uydurmacı adlı yazıları ve “Uydurma olan ve olmayan yeni kelimeler sözlüğü” isimli eseri bunlar arasında yer almaktadır.

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/