foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

TAHİR KUTSİ MAKAL 

Acıpayam Oğuz köyü Denizli 1937 yazar. Denizli Lisesi ardından İstanbul Gazetecilik Okulu'nu bitirdi.(1956).Öğrenciliği döneminde öğrendiği gazeteciliği devam ettirdi ve her kademesinde yürüttü. Bir süre Yelken dergisini yönetti. Kendisi de dergiler çıkardı. Tarla, İnanç (1965,1974) bazı gazetelerde köşe yazıları da çıktı. Son Havadis 1968 sonrası Ortadoğu ,(1978 sonrası),şiir kitabı Fakir işi (1957) ilk gençlik yıllarının özentisi olarak kaldı. Köy yazıları, röportajları ve gözlemleriyle dikkati çeken derlemeler çıkardı: Acı yol (1964),Köylü gözüyle Avrupa(1965) Sahte Ozanlar (1969),Anadolu'da Türk Mührü (1974),âşık zülfikar Divanı(1971), Zara'lı Âşık Erdem (1972)Türk Halk Şiiri Antolojisi (1975),Al kırbacı Eline(1975),Köroğlu (1978), Delitay (1982),İç göç(1964),Kitabıyla yılın gazetecisi seçildi. Armağanlar kazandı. Meydan Dayağı (1977),Eseri P. Safa roman yarışmasında mansiyon kazandı. Kamyon eseriyle ertesi yılın roman armağanını kazandı. Türk basınında ayrı bir örgüt oluşturup  kendi dünya görüşlerini yaşayanları ödüllendiren sağ görüşlü kümenin oluşturduğu yazarlardan biri oldu.

TANBURİ CEMİL BEY 

Türk Tanbur ve kemençe virtüözü, besteci (İstanbul 1871 ya da 1873 -ay.y 1916) On yaşından başlayarak kendi kendine keman ve kanun öğrendi. Daha sonra Tanbur la ilgilendi. Kısa sürede bu çalgıda ustalaştı. Bir armatör olan ağabeyinden kuramsal müzik, Aleksan Efendi'den de nota öğrendi. Bilgisini daha sonra tanıştığı ünlü müzikçilerden yararlanarak zenginleştirdi. Yirmi yaşına gelmeden, geleneksel üslubu hiçe sayan bir tamburi olarak ünlendi. Bir yıl Mülkiye'de okuduktan sonra Hariciye nezareti 'inde çalışmaya başladı. İşine çok seyrek gidip geldiği halde, hayranları arasındaki paşalar, şehzadeler tarafından korundu. 1890 larda yalnız İstanbul'da değil İmparatorluğun en uzak yörelerinde, gelmiş geçmiş en büyük tanburi olarak ünü hızla yayıldı. İlerlemiş sayılabilecek bir yaşta kemençeye başladı, çok geçmeden hocası Vasil'i gölgede bıraktı. Plaklarını 1910 ların sonlarından başlayarak doldurdu.

Tanbur ve kemençe dışında büyük ustalıkla lavta ve çello da çalan Cemil Bey'i virtüöz, doğaçlamacı ve besteci olarak ayrı ayrı değerlendirmek gerekir; önceleri çok az mızrapla çalınan tanburu ut ve lavta gibi bol mızrapla çalma tekniğini geliştirdi. Sapının çok uzun oluşu yüzünden kıvrak melodilerin icrasına elverişli olmayan tanburu ut ve lavtalar kadar kıvrak bir çalgı olarak kullandı. Genellikle bir buçuk oktavlık bir çalgı kabul edilen kemençeyi, tel eklemeksizin, iki buçuk oktavlık bir ses alanına kavuşturdu. Gerek kemençeden, gerek çellodan üstün bir yay tekniğiyle lirik taksimlerine uygun, pürüzsüz bir ton elde etti.

Cemil Bey'in virtüözlüğünü doğaçlamacılığından ayırmak güçtür. Türk müziğinde öteden beri çok büyük önem verilen doğaçlama, onun taksimleriyle, sağlam cümlelerle kurulmuş üç bölümü bir form durumuna geldi. Güçlü sağ ve sol el tekniğini sergilemekten kendini alamadığı taksimleri coşku lirizmleriyle, birere virtüözlük gösterisi olmaktan kurtulmuştur.

Verimli bir besteci değildi. Bu genellikle doğaçlamaya olan düşkünlüğüne bağlanır.8 peşrev,7 saz semaisi ,16 şarkı,,3 oyun havası,2 ninni olmak üzere  toplam 36 yapıt besteledi. Ama bunlarla 80 dolayındaki taksim plağı da eklenmelidir.

Başlıca yapıtları: Peşrevler, Ferahfeza, Sedaraban, Mahur; Saz semaileri, Ferahfeza, Şedaraban, Muhayyer, Hicazkar; Oyun havaları, Çeçen kızı, nihavend/Nikriz sirto; Şarkılar ; Feryat ki feryadıma imdat edecek yok(Şehnaz) ,Görmek ister gözlerim herdem seni(Hüseyni),Nazirin yok senin ey mah yerde(evç) Taksimleri; Tanburla; Şadaraban, Gülizar, Müstear, Nihavend ll, Suzidil; kemençeyle :Pesendide , sultaniyegah,  Hüseyni, Ferahnak, Evcara, Acemişiran, Çelloyla: Muhayyer, Bestenigar, Hüseyni; Lavtayla: Kürdilihicazkar

TARIK BUĞRA 

tarıkbugraYazar Akşehir 1918 Konya Lisesi’nden sonra Yükseköğrenimden vazgeçmiş (Tıp, Hukuk, Türkoloji) verimsiz öğrencilik yılları yaşadı. Bu arada askerlik görevini yaptı.(1942–1944) doğduğu kentte gazete çıkardı.(Nasreddin Hoca 1947).1952 den sonra İstanbul gazetelerinde değişik sorumluluklar üstlendi.(Milliyet 1952–1956)  Yeni İstanbul 1969 Haber, Vatan, Yeni Gün, Türkiye Spor, Haftalık Yol 1969,fıkra yazarlığını uzun süre düzenle Tercüman’da yürüttü.(1969 sonrası) Emekli olunca bağımsız yazarlığını her türde ayrı başarılara erişen verimliliklerle sürdürdü. İlk ürünleri bile birer ustalık sayılan öyküleriyle (Oğlumuz, cumhuriyet yarışmasında ikinci oldu,1948) edebiyat dünyasında onurlu bir yer aldı. Oğlumuz 1949;Yarın Diye Bir Yer Yoktur (1952) İki uyku arasında (1954) Hikâyeler (Yeni ürünlere seçmeler 1964, 1969, 1974).1940 ta tefrika edilen ilk romanı (Yalnızların romanı, Çınaraltı) sonraki olgun ürünlerinin acemilik başlangıcıdır. Siyah Kehribar, Faşist İtalya’yı sergiler (1955).Bu düş ürünlerinden sonra en başarılı romanlarını, yurdumuzun yakın geçmişiyle bugünkü siyasal toplumsal çekişmelerden çıkardı: Küçük Ağa (1964);Küçük Ağa Ankara’da (1966),Firavun İmanı (1976) :Dönemeçte(1978) Gençliğim Eyvah (1979) Yağmur Beklerken(1981) Kurtuluş savaşında ülkücü direnişlerle yer alan Anadolu İnsanının bilinçlenme evrelerini, TBMM içindeki çatışma odaklarını, Serbest Fırka’ nın kuruluşundaki yorum ve tutum ayrılıklarını birbirine ulanan bağımsız yapılarda bir biçem ustalığıyla sunarken gerçekçi ve inandırıcı bir yorum bileşimine ulaştı. Çok etkili bir aşk öyküsü içinde Naşid’i romanlaştıran İbiş’in Rüyası, tekil bir özgürlüktür(1970).TRT sanat ödülleri yarışmasında başarı ödülü 1971 tiyatro edebiyatı alanında da seçkin ürünler veren Buğra’nın (Ayakta durmak istiyorum,1966;Akümülatörlü Radyo) bazı eserleri çok başarılı TV bilimleri biçimine dönüştü. Yalnızlar (1983),Küçük Ağa (1983) Osmanlılığın başlangıcını romanlaştıran ve ümmet değerlerinin yerel ve ulusal bileşimdeki yerini önemsememe eğiliminde olan eseri Osmancık’ta Tv dizisi oldu. Gezi notları Gagalingrad (1962),deneme türüne yatkın edebiyat yazıları Düşman kazanmak sanatı(1980) kitabındadır.

TİMUR 

Timur İmparatorluğunun kurucusu ( Sebz 1336-Otrar 1405) Bir ayağının sakat olması nedeniyle Türk Tarihinde Aksak Timur olarak geçer. Timur, Keş kentinde doğmuştur. Barlas aşireti Başbuğu Emir Turagay ile Tekina Hatun'un oğludur. Timur ile Cengiz Han'ın aynı soydan oldukları bilinmektedir. XlV.yy. da Çağatay Hanlığı küçük aşiretler üzerindeki etkisini kaybetmiş ,aşiret reisleri baskıyla  her istediklerini yaptırmaya başlamışlardır. Timur'un içinde olduğu aşirette bunlardan biriydi. Çağatay Han'ı Bayan Kuli'nin 1358 de ölümüyle ülkede karışıklıklar başladı. Doğu Türkistan Hâkimi Tuğluk Timur Maveraünnehir' e girince Timur ona bağlılığını bildirerek hizmetine girdi. Tuğluk Timur Maveraünnehir' in önce Timur'a verdi ancak daha sonra ondan alarak, oğlu İlyas Hoca'ya devretti. Bunun üzerine Timur ülkeden ayrılarak kayın biraderi Emir Hüseyin ile birleşti.1364 te Tuğluk Timur ölünce de oğlu İlyas Hoca'yı yenerek topraklarını ele geçirdi. Bu arada Emir Hüseyin ile de arası açıldı.1370 de onu öldürttü. Bu tarihten sonra Timur Ülkenin tek hâkimi oldu.

Birçok hanlıkla çarpışarak ülkenin topraklarını genişletti. Böylece ilerleyerek Kemah ve Kayseri üzerinden Ankara'ya hareket etti. ve 1402 de Çubuk ovasında Yıldırım Bayezid ile karşılaştı. Beyazıd Timur orduları karşısında yenik düştü. Timur savaştan sonraki bir yıl içinde İzmir'e kadar tüm Batı Anadolu'yu ele geçirdi.1403 te Gürcistan'a gitti ve burayı ülkesinin topraklarına kattı.1404 te Başkent'i Semerkant’ta döndü. Çinlilere sefer hazırlığına girişti. Ancak sağlığı bozuldu. Çin seferine çıkıp, Kutlubalık ve Sütkent kentlerini ele geçirdi, Otrar'a geldiğinde hastalığı  iyice arttı.12 Ocak 1405 te ulaştığı, Otrar’da bir kurultay topladı Burada beş hafta kaldı.18 Şubat 1405 günü öldü. Çin seferi esnasında torunu Pir Muhammed'i veliaht tayin etti. Türbesi Semerkant’tadır.

35 Yıl hükümdarlık yapan Timur 69 yaşında öldü.36 oğlu ve 18 kızı dünyaya geldi. Clavijo,onu yalın giyimli, başında kalpak, gösterişli bir görünüşe sahip hükümdar olarak bilinir. Bilginleri sever, onlara saygı gösterirdi. Uzak görüşlü ağırbaşlı, cesur ve kahramandı. Ancak çok büyük uğraşlarla kurduğu devleti ölümünden kısa süre sonra parçalandı ve tarih sahnesinden silindi.

TOLSTOY LEV NİKOLAYEVİÇ    (1828–1910) 

tolstoy28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'nın güneyinde yer alan Tula şehrinin Yasnaya Polyana bölgesindeki çiftlik evinde, varlıklı ve asil bir ailenin dördüncü çocuğu olarak doğdu.

Henüz çocukluk çağını sürdürürken annesini yitirdi. Eğitim ve öğrenimiyle babası Kont Nikolay Tolstoy ilgilendi. Çocuk yaşlarda Fransızca ve Almancayı öğrendi. Babaannesi

ve halaları, asil bir ailenin üyesi olarak yetişmesinde büyük rol oynadılar. Dokuz yaşını sürerken babası zehirlenerek öldürüldü. Hemen ardından babaannesini de yitirince, kardeşleriyle birlikte halaları tarafından sahiplenildi. 1844 yılında Kazan Üniversitesi'nde Doğu dilleri üzerine öğrenim görmeye başladı. Bu tarihlerde kendini bohem yaşama kaptırdı. İçki, kadın ve kumar ile geçen bu dönemde öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. 1845 yılında bu kez hukuk öğrenimi görmeye başladı ama bunu da tamamlayamadı ve iki yıl sonra okuldan kovuldu. On dokuz yaşına geldiğinde ailesinden kalan mirasın varislerinden biri olarak genç yaşında büyük bir servetin sahibi oldu. Yasnaya Polyana'daki çiftlik evi de mirasta ona kalmıştı ve yaşamını çok sevdiği bu evde sürdürmeye başladı. 1851 yılında, üzerinde derin etkiler bırakacak olan Kafkasya'ya gitti. Kafkasya'da bir askerî okula devam ederken 1853'te Osmanlılara karşı savaşmak üzere görev aldı. 1854'te Kırım ordusuna atandı ve Kırım Savaşı'na katıldı. 1856 yılında ordudaki görevinden ayrıldı. Çocukluk anılarını anlattığı ve ilk eseri olan "Çocukluk" u 1851 yılında henüz yirmi üç yaşındayken yazmaya başladı. Üzerinde büyük etkiler bırakan Kafkasya'daki halkların yaşamlarını, 1852 yılında kaleme aldığı "Hacı Murat" ve "Kazaklar" adlı romanlarında, Kırım Savaşı'nda yaşadıklarını ise 1855 yılında yayınladığı "Sivastopol Hikâyeleri"nde anlattı.

1857 yılında ilk önce Almanya'ya, ardından da 1860'da İngiltere, İsviçre ve Belçika'ya seyahat etti. Bu ülkelerin önde gelen düşünce insanları ve yazarlarıyla tanıştı. 1861 yılında Rusya'ya geri döndü ve Moskova'nın tanınmış doktorlarından Bers'in kızı Sofya ile 22 Eylül 1862 tarihinde evlendi. Bu tarihten itibaren çiftliğine çekilerek sade bir yaşam sürmeye, sadece edebiyatla ve ailesiyle ilgilenmeye başladı.

1863 yılında en büyük eseri sayılan Savaş ve Barış'ı yazmaya başladı. Bu kitabın yazımını 1869'da tamamladı.1873 yılında Savaş ve Barış'tan sonraki en güçlü eseri sayılan Anna Karenina'yı kaleme almaya başladı. Üç çocuğunu ve halalarını yitirdiği talihsizliklerle dolu üç yıla yakın bir dönem içinde bu eserini bitirdi. Hasta olan erkek kardeşinin ölümünün kendisinde uyandırdığı etkiyle, yaşamının sonuna kadar hiç eksilmeyecek ve sonu gelmeyecek olan karmaşalarını anlattığı "İtiraflarım" ı kaleme almaya başladı. "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina" dan sonra bir diğer güçlü eseri olan Diriliş'i, Anna Karenina'yı yazmayı tamamladığı 1876 yılından yirmi yıl sonra yazmaya başladı. Bu zaman süresince yaşamında büyük sarsıntılar geçirdi ve dünyaya, insana, yaşama bakışında köklü değişimler yaşadı. Bu değişimlerle birlikte teolojinin ağırlığının hissedildiği, Allah, insan, yaşam ve ölümün sorgulandığı eserler kaleme aldı.

"Din Nedir", "İvan İlyiç'in Ölümü", "İnsan Ne İle Yaşar","Üç Ölüm" ve "Ölüm Manifestosu" gibi roman ile hikâyelerinde bu temalar yoğun biçimde yer aldı.

1891–92 yıllarında Rusya'da yaşanan kıtlık ve salgın hastalık döneminde şahit olduklarının, bunun hemen ardından da en sevdiği çocuğu olan kızı Vanişka'nın yedi yaşında ölmesinin getirdiği ruh haliyle manevî yaşamı alt üst oldu.1896 yılında ilk cümlesini kurduğu Diriliş, 1899 yılında

tamamladı. Aynı tarihte, giderek artan huzursuz ruh hâlinin yansımalarının yer aldığı "Kreutzer Sonatı"nı yazmaya başladı. Evliliğinin ilk yıllarında başlayan aile kavgalarının artık dayanılmaz hâl aldığı bir anda, ardında karısına yazılmış bir mektup bırakarak Yasnaya Polyana'daki evini terk ettiğinde tarih 9 Kasım 1910'u gösteriyordu ve Tolstoy seksen iki yaşındaydı.

Kendisini, yaşamın anlamını ve Allah'ı arayışı bütün ömrü boyunca süren Tolstoy, evini terk ettikten birkaç gün sonra Odesa-İstanbul üzerinden Bulgaristan'a gitme hazırlığı yaparken yolda zatürreye yakalandı. Astapovo'daki metruk tren istasyonunun bir odasında 20 Kasım 1910 sabahı saat 06:05'te gözlerini yaşama kapadı..Vasiyeti üzere, yaşamının en güzel dönemi olarak nitelendirdiği çocukluğunun geçtiği kardeşleriyle birlikte oyunlar oynadığı, Yasnaya Polyana'daki çiftliğinin gölgeli ve sessiz bir köşesine gömüldü.

Roman ve Öyküleri:Anna Karenina (1877),Savaş ve Barış (1869) ,Kazaklar (1863) ,Hacı Murat (1904) , Aile Saadeti (1859), Canlı Ceset (1900),İki süvari (1856) Bir Hayatın Safhaları (1852),İtirafım (1884),Bir Efendinin sabahı (1856),İvan İliç'in Ölümü (1886),Karanlığın Kudreti (1886),Sivastopol Öyküleri (1868),Diriliş (1899),Kröyçer Somat (1889 ) ,Kar fırtınası (1856),Her İyilik ondan Gelir (1910),Işık Karanlıklarda Parladı (1881–1900),Bilginin Meyveleri (1889)

TOPAL OSMAN ( 1884 – 02 Nisan 1923 ) 

topalosmanOsman Ağa, Giresun'un Hacıhüseyin mahallelindeki Ferudunzadeler ailesindendir. Babası Hacı Mehmet Efendi, annesi Zeynep hanım olup ailesi ticaret ile uğraşmakta idi. 1912 yılında Balkan savaşı başladığında Osman Ağa ticaret işi ile uğraşmakta idi, babası askerlik bedelini ödemesine rağmen O gönüllü birlik oluşturarak savaşa katıldı. Savaşta göstermiş olduğu başarılarından dolayı Yarbaylık rütbesine kadar yükseldi. Bu savaşlarda sağ dizinden yaralanarak Gazi unvanını aldı. Giresun'a döndükten sonra 1.Dünya savaşına katılmış, Batum ve Harşit çayında Ruslara karşı savaşarak, Ruhsar’ın Harşit çayını geçmelerini engelleyerek Tirebolu'nun işgalini önlemiş. Mondros Mütarekesinden sonra Belediye başkanı olmuş, Uzun yıllar beraber yaşayan Ermeni ve Rum işgalci çetelerinin belini gönüllüler kurarak kırmış. Bu Rum ve Ermeni işgalci çeteler, Osmanlı hükümetine Osman Ağa'yı şikâyet ederek hakkında tutuklama kararı çıkarttırmışlar, Bunun üzerine Osman Ağa, Şebinkarahisar bölgesine yerleşmiş. 8 Mayıs 1919 tarihinde Yunan Kızılhaç heyetini taşıyan bir Yunan gemisi Giresun'a gelir. Heyet 11Mayıs 1919 tarihinde Taşkışla'ya beyaz renkli Yunan Kızılhaç Bayrağını asar, 5 Haziran 1919 Tarihinde ise Pontus bayrağını asarlar. Bu olaylar üzerine Osman Ağa, Harekete geçerek arkadaşları ile birlikte işgalcilerin bayraklarını indirip, yerlerine Türk bayrağını asarlar. Osmanlı hükümeti tarafından affedilen Osman Ağa; İzmir ilinin Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine, 17 Mayıs 1919 tarihinde Giresun'da büyük bir miting düzenleyerek işgalci devletleri ve göz yumanları protesto etmiştir. 29 Mayıs 1919 tarihinde Havza'da Mustafa Kemal Atatürk ile gizlice buluşmuş. Bu buluşmadan sonra Atatürk’ten aldığı emirler doğrultusunda hareket etmiş, ayrıca bu emirler kendisine güç verdiği için daha rahat hareket etmeye başlamış.

Erzurum Kongresine Dr. Ali Naci DUYDUK ve İbrahim Hamdi Bey'i temsilci olarak göndermiş. Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Hüseyin Avni Alpaslan ve Jandarma Komutanı Hamdi Bey ile anlaşarak, Eylül 1920'de Giresun gençlerinden oluşan 'GİRESUN GÖNÜLLÜLER TABURU’NU kurmuştur. Kurulan bu tabur ilk önce Ermeni saldırılarında görev almış. 12 Kasım 1920'de Osman Ağa Mustafa Kemal ATATÜRK ile tekrar buluşmuş, Atatürk'ün korunması için önce yanındaki on kişiyi, Daha sonrada Giresun'dan topladığı 100 kişilik muhafız gurubunu Ankara'ya göndermiş. Bu şekilde Atatürk'ün ilk muhafız birliği Giresunlulardan kurulmuş. Giresun'da GEDİKKAYA isimli bir gazete çıkartarak, Milletin Milli Şuurunun oluşmasını sağlamaya çalışmış. Bu çalışmaları art niyetli kişiler tarafından engellenmeye çalışılmış. Giresun Müdafa-i Milliye Başkanı ve Belediye Başkanı sıfatıyla Kasım 1920'de Ankara'ya gitmiş, Gerekli emirleri aldıktan sonra Giresun'a dönerek, 12 Ocak 1921 tarihinde 42. ve 47. Gönüllü Alayların kurulması çalışmalarını başlatmış. Mart 1921'deki Koçgiri ayaklanması Topal Osman Ağa komutasındaki 47. Gönüllü Alayı'nın büyük katkıları ile bastırılmıştır.

Çorum-Merzifon-Tokat ve Samsun havalisinde Rum ve Ermeni çetelerini tamamen kaldıran Osman Ağa, komutasındaki Gönüllü Alayı ile birlikte Sakarya Savaşı'na katılmıştır. Bu savaşta 42. Alay, Tirebolu'lu Binbaşı Hüseyin Avni Bey Komutasında büyük kahramanlıklar göstermiştir, Taşlıtepe sırtlarını kanlarının son damlasına kadar savunmuşlar. Bu alayın tamamını şehit veren Osman Ağa, Mangaltepe sırtlarında büyük kahramanlıklar göstermiştir. Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey'in ölümünden sorumlu tutulmuş, 2 Nisan 1923'de çıkan bir çatışmada 40 yaşında iken vefat etmiş Gönüllü Alayı ile birlikte Ankara’ya vardığı zaman kendisini karşılayan milletvekillerine yaptığı konuşmada: “Ben bu millet uğruna bacağımı kaybettim. Düşmanı denize dökünceye kadar, icabederse sedye üzerinde muharebe edeceğime alayımla birlikte yemin ediyorum.” Diyerek yüreğinde nasıl bir vatan sevgisi bulunduğunu açık bir şekilde göstermiştir. Anıt mezarı Giresun Kalesindedir.

TUĞRUL BEY 

Doğunun ve Batının Sultanı diye nitelenmesine ve Yakın doğudaki İslam Ülkelerini tamamen egemenliği altına almış olmasına rağmen bu başarılarından dolayı hiç gururlanmamış ve daima halk arasında yaşamış büyük Türk Hakanı. Büyük Selçuklu devletini kurmuş olan bu büyük Türk Hakanı büyük babası Selçuk Bey'in ömrü yetmediği için başarmaya ve tamamlamaya muvaffak olamadığı Oğuz Türklerinin bir bayrak altında birliğini gerçekleştirmiştir.


İlk olarak kardeşi çağrı   ve amcasının oğlu  Kutalmış'ı yenerek yolundan kaldıran  Tuğrul Bey artık bundan sonra Zaferden zafere koştu. Horasan, Harzem ve kirman bölgelerini kısa sürede ele geçirdi. Kafkasya yı da alarak ülkesinin sınırlarını Trabzon'a kadar genişletti.

Tuğrul Bey 1047 yılında da Irak'ı ele geçirdi. Bu suretle Abbasiler üzerinde de nüfuz kurdu. Bu sebepledir ki Abbasi  Halifesi hutbelerde kendi adının yanında Tuğrul Bey'in adını da okutmaya başlamıştır.
Tuğrul Bey kazandığı zaferlerle İran, Irak, Harzem, Horasan, Kirman, Azerbaycan, Kafkaslar ve Doğu Anadolu'da tek hâkimi haline gelmiştir. Abbasi Halifesi bu Hakan'ın desteğini sağlamak için ona kızını vererek dostluk bağlarını geliştirmiştir.
Tuğrul Bey'in ölümünden sonra oğlu olmadığı için yerine yeğeni Süleyman Geçmiştir.

TURGUT   ÖZAL (1927–1993)Malatya. Politikacı ve Devlet adamı. Yükseköğrenimini İstanbul Teknik Üniversitesi ozalElektrik Fakültesi’nde tamamladı.(1950) Öğretmen bir anne ve devlet memuru bir babanın çocuğu olarak yurdun çeşitli bölgelerinde bulundu.

Devlet Su işleri idaresinde mühendislik,1965 te başbakanlık Özel Teknik Müşavirliği yaptı.1967–1971 yılları arasında Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı olarak görev yaptı.1970 te "Finansman Kanunları hazırlayıcıları" arasında yer aldı.12 Mart 1973 ten sonra bu görevden ayrıldı.1973 e değin Dünya Bankası Sanayi Dairesi Özel Müşavirliği yaptı. Yurda döndükten sonra çeşitli özel kuruluşların üst düzey yöneticiliğinde bulundu. Bur-Trak ve Asilçelik fabrikalarının yöneticileri arasında yer aldı.1979 da Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası (MESS) Başkanı ve yönetim kurulu üyesi oldu.1979 sonunda kurulan Demirel hükümeti döneminde Başbakanlık Müsteşarı ve DPT müsteşar vekili olarak görev yaptı.24 Ocak 1980 de açıklanan "Ekonomik önlemler Paketi’nin" hazırlayıcıları arasındaydı.(24 Ocak Kararları). 20 Eylül 1980 de kurulan Ulusu Hükümeti'nde ekonomik işlerle görevli başbakan yardımcısı oldu."Bankerler Olayı" sonrasında 13 Temmuz 1982 de görevinden  ayrıldı. Kalkınma Bankası'nda çalıştı. Çeşitli şirketlerde çalıştı. Çeşitli şirketlerde danışmanlık yaptı.1983 Mayıs'ında ANAP ni kurdu yapılan seçimlerde oyların yaklaşık %43 ünü alarak seçimi kazandı ardından yapılan Mahalli seçimlerde de başta büyük şehirler olmak üzere yurdun büyük kesiminde Mahalli seçimleri ve belediye başkanlıklarını kazandı.

Kurduğu hükümet Meclisten güvenoyu alarak hızlı bir sivilleşmeye  ve ekonomide liberalizasyona gitti. Ülkede altyapı, toplu konut, ihracat, ithalat, enerji, otoyol ve telekomünikasyonda çok büyük yatırımlara gidildi. Etkin bir muhalefete karşın özelleştirmeyi Ülke gündemine taşıyarak ilk özelleştirmeyi gerçekleştirdi. Ardından 1987 yılında yapılan seçimlerde ikinci kez seçimi kazanarak (yaklaşık % 37 oyla) yeniden hükümeti kurdu. 1989 yılında Kenan Evren'in Cumhurbaşkanlığı süresi dolması nedeniyle TBMM tarafından Cumhurbaşkanlığına seçildi.(İlk sivil kökenli Cumhurbaşkanı) Körfez krizi ve SSCB dağılmasından sonra dış politikada Türk cumhuriyetlerinde  etkin rol oynadı. Avrupa birliğine Müracaat Başvurusunu yaptı, İslam ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmesi yanında Batı ülkeleri ile de iyi diyaloglar kurdu. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine yaptığı bir gezi dönüşü 1993 yılı Nisan ayında (yapılan açıklamalara göre Kalp Krizi sonucunda) hayatını kaybetti. Hakkında binlerce yazı haber ve eleştiri yapılmasına rağmen cenazesi halkın her kesiminin katıldığı çok büyük bir kalabalık ve törenle Topkapı'da Menderes'in Anıt Mezarı yanında kendine yapılan Anıt Mezara defnedildi.

Politikaya espri anlayışını getirdi. Küçük Turgut, transformasyon, çağ atlamak, icraatın içinden, orta direk, döviz, ekonomi, faiz, kur, serbest piyasa gibi sözcüklerin yanında miting alanında türkü söyleyen televizyonu iletişim için çok iyi kullanmayı bilen son döneme damgasını vurmuş liderlerimizdendir.

TURGUT REİS 

turgutreis1485–1565 Türk denizcisi. Menteşe yöresinde yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Genç yaşta Levent olup korsanlığa başladı. Kısa sürede reis oldu. Barbaros Hayreddin'in buyruğuna girdi. Preveze Deniz Savaşı'na katıldı(1528).Yedek donanmayı idare etti.1540 ta  Korsika’dayken Cenovalılar'a tutsak düştü. 
Üç yıl bir gemide forsa olarak kaldı.1543 te Barbaros'un Cenova Kuşatması ile kurtarıldı. Bir donanma kurarak, yeniden korsanlığa başladı.1548 de Napoli Körfezi'nde İspanyol gemilerini batırdı. Cerbe adasını kendisine üs yaptı. Güney Kıbrıs'ta Medhiye kentini ele geçirdi. Daha sonra İspanyollar kenti ele geçiren Cerbe Ada’sını kuşattı. Ancak Turgut Reis'i ele geçiremediler. Bundan sonra Fas limanlarında üstlenen Turgut Reis,1551 de İstanbul'a çağrılarak Karlı İli Sancak Bey'i olarak görevlendirildi.

Kanuni Sultan Süleyman, Trablusgarp’ı alırsa, bu bölgenin beylerbeyliğini vereceğini söyledi. Kent alındı, Beylerbeyliği verilmedi.1552 de ki Andrea Doria komutasındaki bir donanmayı Ponza adası yakınlarında yenilgiye uğrattı. Bastia Limanı ve Kalesi’ni ele geçirdi. Adanın korunmasını Fransızlara bırakarak 15.000 tutsakla İstanbul'a gitti.

1554  te Trablusgarp Beylerbeyliği ‘ne getirildi. Kabdan-ı Derya Piyale Paşa ile Akdeniz'de birçok sefere katıldı. Türk donanmasının yenilgisiyle sonlanan Cerbe Savaşı'na (1560),Malta Kuşatmasına katıldı(1565),vurularak öldürüldü

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/