foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

İstanbul'daki olası büyük deprem!...

Prof. Ahmet Ercan, İstanbul'daki olası büyük bir depremde en az 60 bin kişinin öleceğini söyledi. İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan, ''Kuzey Marmara'da 2040 yılına kadar deprem olasılığı bilimsel olarak yok'' dedi. Ercan, dönemsel olarak 2035'in Türkiye'de deprem yılı olabileceğini söyledi.

CHP İzmit İlçe Başkanlığınca düzenlenen ''Deprem ve Siyaset'' konulu panelde konuşan Ercan, depremlerin siyasetin büyük bir parçası olduğunu söyledi.

''Yer yüzünde 30 ile 50 yılda bir 9 büyüklüğünde, yılda da 12 ile 18 arasında 7-7.9 büyüklüğünde deprem oluyor'' diyen Ercan, merkez üssü Gölcük olan Marmara Depremi'nin de bu depremlerden birisi olduğunu ifade etti.

Ercan, şöyle konuştu:

''Dünyada deprem çekincesi en yüksek olan ülkeler, toprağını genişliğine ve içindeki kırıklara bağlı olarak birinci sırada Rusya, ikinci Endonezya, üçüncü Pakistan, dördüncü Brezilya, beşinci ülke ise Türkiye'dir. Türkiye birinci derece deprem ülkesi değildir, ama Türkiye depremlerin çok fazla yıkım yaptığı ülkelerin başında gelmektedir. Kocaeli'deki depremde aslında yalnızca 1 kişi öldü, o da açılan yarığın içine düşen bekçiydi. Geri kalan 17 bin 999 kişi insanın yaptığı kötü kentler ve kötü yapılaşmayla insan tarafından öldürülmüştür.''

Türkiye'de her 5 yılda bir 7'den daha büyük deprem olduğuna, ama Marmara Depremi'nin ardından bir daha bu büyüklükte deprem olmadığına dikkati çeken Ercan, 1998 yılından beri yer ile uzay arasında bir dengesizlik oluşmaya başladığını savundu.

Ercan, yeryüzünde yılda 3,5-4 milyon deprem olduğunu, yani her yıl 3 bin 250 atom bombasının patlaması kadar bir enerjinin açığa çıktığı anlamına geldiğini kaydetti. Anadolu'da bir yılda olan depremle boşalan enerjinin yaklaşık 30 ile 100 atom bombasına denk olduğuna işaret eden Ercan, şöyle devam etti:

''Bu enerjinin denk geldiği deprem büyüklüğü 7.1 ile 7.5'dir. Yani sanki Anadolu'da her yıl 7.1 ile 7.5 büyüklüğünde bir deprem oluyormuşçasına büyük bir güre (enerji) boşalımı gerçekleşiyor. Gölcük'teki deprem büyüklük olarak yaklaşık 2 adet 7.3'lük, 6 adet 7 büyüklüğünde depreme eşittir. Son 500 yıldır böyle büyüklükte bir deprem olmadı. Marmara Bölgesi ortalama 540 yılda bir bu büyüklükte bir depremi görür. Bulunduğumuz kuşak, Gölcük'teki depremle 7.5 büyüklüğündeki depremi görmüştür. Bundan sonra bu büyüklükte bir depremin en az 2500 yılına kadar görülmeyeceği kanısındayım.''

''2035 yılı Türkiye’nin deprem yılı olacaktır''
Depremlerin yinelendiğine, belli bir yerde, belli bir büyüklükte deprem olmuşsa gelecekte de aynı yerde o büyüklükte bir depremin olacağına dikkati çeken Ercan, ''Deprem olan yıllar 1915, 1945, 1975, 2005 ve 2035'dir. Bu yıllar depremlerin en bol olduğu ve olacağı yıllardır. Depremlerin de bir dönemselliği vardır. 2035 yılı Türkiye'nin deprem yılı olacaktır'' diye konuştu.

Depremlerin nerede gerçekleşeceğini söylemenin mümkün olmadığını ancak gündemde Kuzey Marmara Depremi'nin bulunduğuna değinen Ercan, ''Kuzey Marmara depremine hep 'İstanbul' denir ama aslında adı 'Kuzey Marmara Depremi'dir. Kuzey Marmara'da 2040 yılına kadar deprem olasılığı bilimsel olarak yok. 2005 yılı öngörüsü tuttu, Sumatra'da 9 büyüklüğünde, Pakistan'da 7.6 büyüklüğünde deprem oldu'' dedi.

Depremin maliyeti
Her depremin Türkiye Cumhuriyeti devletine maliyetinin 4-5 milyar dolar olduğunu vurgulayan Ercan, Marmara depreminin ardından uygulanan 'deprem Vergisi’yle ilgili şunları söyledi:

''Marmara depreminin ardından uygulanan deprem vergisi akıllıca bir düşünceydi. 2 yıl olarak açıklandı ama kalıcı oldu. Bu vergiyle 45 milyar dolar birikmiş olması gerekirdi ama deprem vergisinin genel bütçeye aktarıldığını öğrendim. İçtiğimiz gazozdan, gittiğimiz sinemaya kadar her harcamamızdan bu vergi halk için alınıyor. Bu para genel bütçeye aktarıldıysa deprem fonuna geri döndürülmeli.''

Prof. Ercan, Marmara depreminde Yalova, Sakarya ve Düzce'de yüzde 5, Kocaeli'de yüzde 7 oranında binaların göçüğe maruz kaldığını, Gölcük'te 20 kişiden, İzmit'te de 100 kişiden birinin öldüğünü ifade ederek, ''İstanbul için beklenen ise her 200 kişiden birinin ölmesidir. Göçüklerde ortalama 3.3 kişi öldü. İstanbul'da 20 ile 75 bin arasında yapının göçmesini bekliyoruz. İstanbul'da olası büyük bir depremde en az 60 bin kişi ölür. İstanbul'da beklenen yaralı sayısı ise 200 bin ile 400 bin olur'' diye konuştu.

Türkler'in deprem evleri
Ercan, depremin gelişmemiş ülkelerin sorunu olduğunu savunarak, ''Marmara Depremi'nin hemen ardından Amerika'nın Los Angeles eyaletinde 7.3 büyüklüğündeki depremde bir kişi kalp krizinden öldü, bir kişinin de kolu kırıldı'' dedi.

''Kırığın üzerinde bile sağlam ev yaparsan yıkılmaz'' diyen Ercan, ''Türkiye bunu biliyor mu? Biliyor tabii ki. Safranbolu evleri, Düzce, Sakarya, Kocaeli'de de benzeri evler. Bunlar Türklerin yarattığı deprem evleridir. Safranbolu'daki, Kastamonu'daki evler güzel olsun diye öyle yapılmamıştır, hepsi birer deprem evidir. Amerika'daki depremin ardından Türkiye, depreme dayanıklı yapıları incelemesi, bilgi alması için bir heyet yolladı. Acaba Safranbolu'ya, Kastamonu'ya kalkan otobüs yok muydu da Amerika'ya heyetimiz gitti.''

www.haber3.com

image001Kaçmak ya da kaçmamak işte bütün mesele

Dünyanın yaşayan en büyük fizikçisi sayılan Stephen Hawking, “Big Think” adlı web sitesine, “Bu dünyadan kaçmazsak, sonumuz pek hayırlı değil” mesajı verdi. Hawking’e göre, doğal kaynakları hızla tüketen insanoğlunun tek çaresi, ilk fırsatta uzaya yayılmak.

DÜNYA son günlerde çeşitli felaketlerle boğuşurken, yaşayan en büyük fizikçi olarak kabul edilen Stephen Hawking, uzaya yayılmadığı takdirde insan neslinin yok olacağını söyledi. “Big Think” adlı web sitesine konuşan Hawking, şunları söyledi:

‘Genlerimiz saldırgan’

“Tarihimizde giderek artan şekilde tehlikeli bir döneme giriyoruz. 1963’teki Küba füze krizi gibi, yok olmamızın an meselesi olduğu zamanlar geçmişte oldu. Bu tür olaylar gelecekte daha sık olacak. Çünkü dünyanın sağladığı doğal kaynakları hızla tüketiyoruz. Genetik kodlarımız bencil ve saldırgan içgüdüleri taşıyor. Uzun vadede var olmak için tek şansımız uzaya yayılmak.”

İyi de, nasıl?

Bilim insanlarına göre, şu anki bilgi ve teknolojiyle, kimyasal yakıtlarla çalışan roketler kullanarak en yakın yıldıza gitmek bile 50 bin yıllık bir zaman alıyor. İnsanın yaşam süresi içinde uzayda yol alabilmesi için ışık hızı ile hareket etmesini ve yolculuk sırasında kozmik radyasyondan korunmasını sağlayacak teknolojiyi elde etmesi gerekiyor.


KİMDİR

EVRENİN temel prensipleri üzerine çalışan Stephen Hawking, 1663 yılında ilk olarak Isaac Barrow sonra da 1669’da tarihin en büyük matematikçisi sayılan Sir Isaac Newton’a verilen Lucasian profesörü oldu.

Hawking, Roger Penrose ile birlikte, Albert Einstein’ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramının, Big Bang’le %Büyük Patlama’ başlayıp kara deliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı’nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu.

Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucu da kara deliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olmadığıydı. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çerçevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/15513141.asp?gid=373 alınmıştır

 

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/